Eylül 11, 2015

ROMA NOTLARI


Balayı tatilimizi her birine ikişer gün ayırdığımız Roma-Paris-Barcelona'da geçirmeye karar verdikten sonra ilk yaptığımız vizelerimizi almak ve gezimizi planlamak oldu. Gidilebilecek en güzel zamanlardan olan nisan ayında baharın uyanışına tanık olduk Roma ,Paris ve Barcelona sokaklarında. İlk durağımız Roma'ya ulaştığımızda hava 20-25 derece civarlarında ve güneşliydi.

 Baştan sona bütün gezimizi kendimiz planladığımız,herhangi bir tura bağlı olmadığımız için istediğimiz gibi oldukça rahat gezme imkanı bulduk.13 Nisan sabahı 2.5 saat süren İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanı- Roma Fiumicino(Leonardo Da Vinci) Havaalanı uçusundan sonra çok sevdiğim aşk şehri Roma'daydık artık.Otelimiz Termini tren istasyonunun olduğu bölgeye çok yakındı.Havalanından Termini istasyonuna yarım saat süren bir tren yolculuğunun ardından otele valizlerimizi bırakıp keşfimize başladık. Bir şehri en iyi tanımanın yolunun o şehrin sokaklarında yürümek olduğuna inanırım. Roma bu inancımı doğrulayan şehirlerden. Dar,taşlı,eski,sarı sokaklarına her zaman hayran olduğum Roma'da ,henüz evlenmiş olmanın verdiği şaşkınlığı ve mutluluğu üzerimizde taşıyarak gezmek oldukça keyifliydi.




































İlk günümüzü Piazza di Spagna,İspanyol Merdivenleri,Trevi Çeşmesi (Fontana di Trevi),Piazza Navona,Piazza Venezia ,Vittorio Emmanuele Anıtı, Capitolino Tepesi ve Via del Corso 'ya ayırdık.

Piazza Spagna 'dan dondurmalarımızı alıp,sonrasında gezdiğimiz sıra sıra mağazaların yer aldığı alışveriş bölgesi Via dei Condotti'ye bakan İspanyol merdivenleri'nin basamaklarını oturduk. 

 Dondurmayı çok sevdiğimizi söylemiş miydim?:)
Trevi Çeşmesi'nde bizim gittiğimiz dönemde tadilat vardı maalesef. Boşaltılmış havuz üzerine kurdukları geçici köprüler üzerinden çeşmenin mitolojik yanını inceledik.Roma şehir rehberimizde yazana göre üzerlerine tritonların bindiği iki kanatlı denizatının çektiği bir deniz kabuğuna binmiş dev bir Neptün figürü yer alıyor.


Rivayete göre Roma'ya bir kez daha gelmek istiyorsanız,bir bozuk parayı sağ elinizle sol omzunuzun üstünden Trevi Çeşmesi'ne atmanız gerekir.3 yıl önce Roma'ya geldiğimde bunu yapmıştım. Aşağıdaki 2 fotoğraf da 3 yıl öncesine ait. Trevi Çeşmesi'nin tadilatsız hali.

 Vittorio Emanuele Anıtı'nın yapım çalışmaları 1885 'ten 1911 yılına kadar sürmüş ve İtalyan biriliğini kutlamak üzerine inşa edilerek,yeni ulusun ilk kralına adanmış. Aynı zamanda 1. Dünya Savaşı Meçhul Asker Anıtı'nı da kapsıyor.Biz içini gezemesek de Romalıların "düğün pastası"na benzettikleri anıtı uzaktan görmüş olduk. Fotoğraf çekildiğimiz sırada arkadan geçen tur otobüsünün üzerindeki kalp ise hoş bir tesadüf oldu,ne de olsa İtalya'da aşk başka:)

Navona Meydanı kültür,sanat ve eğlence meydanı gibi. Meydanın etrafı kafe ve restoranlarla,resim yapan,müzik ve gösteriler yapan sokak sanatçıları ile dolu. Akşam yemeğimizi orada yedik,tabi ki pizza ve şarap:)

 Kentte 250'den fazla kilise var.Şatafatlı süslemeleri ve yüksek tavanları ile Via Condotti üzerindeki bir kilise.
 Günbatımında ayrı bir güzel Roma...
 Roma'daki ikinci günümüzü Colosseum, İmparatorluk Forası,Roma Forumu,Campo de' Fiori, Tiber Nehri çevresi,Castel Sant'Angelo ,Trastevere ve Vatikan'da geçirdik.
Gezimiz boyunca müzelerin önündeki kuyruğu görünce  "müzelere önceden bilet alsaydık keşke neyse bir daha ki gelişimize internetten satışa sunulan biletleri önceden alıp sırf müzeleri gezelim" dedik hep. Colosseum'da "skip the line" elemanları her yerden çıkıp bilet fiyatlarının nerdeyse iki katına sizi düzenledikleri ufak turlara dahil ediyorlar. Sıra beklememek adına bu yöntemi tercih ettik , Colessum ,İmparatorluk Forası ve Roma Forumu'nu Amerikalı bir grupla beraber gezdik.İ.S 72-80 yılları arasında köleler ve mahkumlar tarafından inşa edilen dört kademeli elips biçimindeki anfiteatr ,50.000 izleyici alabilecek kapasitede. Herkesin bildiği vahşet anıları var her köşesinde. Görkemli yapı bunca yıla rağmen ayakta.





Colesseum,İmparatorluk Forası ve Roma Forumu'nu gezdikten sonra pizza molası verip  Vatikan San Pietro Meydanı'na ulaştık.
video

Vatikan'dan sonra  ise,İ.S 590 yılında Papa Büyük Gregorius'un rüyasında Başmelek Mikail'in bir felaketin sona erdiğini belirtmek üzere kılıcını kınına soktuğunu görmesiyle bugünkü adını alan  Castel Sant'Angelo'yu inceledik .Daha sonra Tiber nehrini Ponte Sant'Angelo köprüsü üzerinden aşıp karşı kıyı boyunca yürüdük ve ara sokaklardan Campo De' Fiori' ye ulaştık.







 La dolce vita:)



Campo De' Fiori;




Campo De'Fiori 'yi geride bırakıp tekrar Tevere nehrine oradan da Trastevere'ye doğru yol aldık Nehrin karşı kıyısı anlamına gelen Trastevere Bölgesi canlı,eğlenceli yapısıyla en sevdiğim yerlerden biri oldu.







 İtalya,italyanca ve İtalyan yemekleri:) Gnocchi,pizza,kırmızı şarap, makarna,dondurma...İtalyan mutfağına doyduktan sonra ertesi gün sabaha karşı ikinci durağımız olan Paris'e gitmek üzere yola çıktık.



 Arrivederci Roma...














Hiç yorum yok:

Yorum Gönder